1163 SAYILI KOOPERATİFLER KANUNU

Buna mukabil fıkranın son cümlesinde, yapılan yatırım nedeniyle taşınmaz maliklerinden değer artış bedeli de alınamayacağı düzenlenmiştir. ‘Arazi’ sözcüğüyle sınırlı olarak esası incelenen 14. Maddeyle Hükûmet, kişilerin kullandığı arazinin içinde, yapıların ve kuruluşların dışında telgraf ve telefon donanımı kurmaya yetkili kılınmakla birlikte yapılacak donanımın kurulduğu-geçirildiği arazi, yapı ve kuruluşların kullanımını ve onlardan yararlanmayı engellememesini öngörmektedir. PTT işletmesi olarak algılamak zorunluluğu bulunan ‘Hükûmet’in içinden telgrafya da telefon donanımı geçirmesine katlanmak durumunda bırakılan arazi sahibinin olurunu gerekli kılmayan düzenleme hukuk devleti ilkesiyle çatışmaktadır. Anayasal güvenceye bağlı mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla sınırlanması düzeyini ve niteliğini aşan, bu koşullara uymayan oluşum, arazi sahibine karşılıksız yükümlülük değil, katlanma zorunluluğu getirmektedir. Bu durumuyla yönetsel bir irtifak hakkı olmadığı gibi Medeni Yasa kapsamında düşünülecek taşınmaza ilişkin ya da kişisel irtifak hakkı da değildir. Bilindiği gibi; 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu’nun 14. Maddesine göre; “hükümet eşhasın tahtı tasarrufundaki arazinin dahilinde emlak ve müessesatın haricinde telgraf ve telefon tesisatı inşasına salahiyettardır. Ancak yapılacak tesisatın, işbu arazi emlak ve müessesatın istimal ve istifadesini haleldar etmemesi lazımdır”. Bu hükümler uyarınca, bir taşınmaz üzerinde tesisat yapılması halinde taşınmaz mal maliklerinin mülkiyet hakkı devam eder ve yapılan işlem hukuk açısından ne bir kamulaştırma ve ne de irtifak hakkı kurma olarak nitelendirilebilir. Aksine, yasa koyucu, malikin mülkiyet hakkını korumak amacıyla, kurulacak telgraf ve telefon tesisatının taşınmaz malın malikinin kullanma ve yararlanma, haklarını engellememesi koşulunu öngörmüştür.

Bir şirketin idare veya işletme merkezi Türkiye’de bulunuyorsa, -Ortakları arasında yabancı uyruklu şahıslar da mevcut olsa artık o şirket Türk uyruklu sayılır. Ancak, gayrimenkul iktisap ve tasarrufu konusunda Türkiye’de devamlı oturma izni bulunmayan yabancı ortaklar hakkında Türk Parası Kıymetinin Korunması Hakkındaki mevzuatın uygulanması açısından yabancı uyruklu ortakları da bulunan Türk şirketlerine ait talepler uygulamada Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne intikal ettirilmektedir. « Varlık yönetim şirketlerinin noterde yapılacak defter tasdiki işleminden harç alınır. Harçlar Kanununun 123 üncü maddesinden anlaşılacağı üzere, anonim, eshamlı komandit ve de limited şirketlerin kuruluş işlemleri 492 sayılı Kanunda yazılı olan harçlardan istisnadır. Fon iç tüzük değişikliğinde damga vergisi ve harç uygulaması hak. Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerinin dışındaki (dernek, vakıf, meslek odaları, apartman site yönetimi vb.) diğer kurum ve kuruluşlarca tutulan bilanço esası kapsamındaki yevmiye, envanter ve defteri kebir tasdiklerinden de bilanço esasına göre tutulan defter tasdik harçlarının alınacağı tabidir.

  • Bu defterler yönünden tasdik bildirim yapılmayacaktır.
  • Maddesindeki buyurucu kurallar, bu hak kullanabilme özgürlüğü ile, toplumun yoğunlaşan ve güncelleşen ortak beklentilerinden kaynaklanan « kamu-toplum yararı »nı mantıksal bir temelde bağdaştırıp dengelemiştir.
  • Dolayısıyla taşınmaz sahibinden izin alınmaksızın gerçekleştirilip -davalı kurumun iyi niyetine bağlı olmaksızın- yaklaşık sekiz yıl süren söz konusu el atma nedeniyle meydana gelen zararların giderilmesi zorunlu olmasına rağmen başvurucunun tazminata müstahak görülmemesi etkili başvuru hakkının ihlali sonucunu doğurmaktadır.
  • Resmi Gazete’nin 26 Mart 1999 tarihli sayılı nüshasında yayımlanan “Yapı, Tesis ve Onarım İşleri İhalelerine Katılma Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılması Hakkında Yönetmelik” in 1 nci maddesi ile anılan Yönetmeliğin 9 ncu maddesi değiştirilmiş, 2 nci maddesi ile de ekleri olan Muvafakatname ve taahhütnamelerde değişiklik yapılmıştır.

Bu da, « demokratik toplum düzeninin » gerekleriyle çatışmaktadır\. Hemen kaydol ve geniş oyun seçeneklerine erişim sağla paribahis\. Bir başka anlatımla temel hakkın özüne dokunmaktadır. Oysa, kamu hizmetinin amacına göre, Anayasa’nın 46. Maddesindeki « kamulaştırma » kuralları uygulanabilir. Anayasa’nın « Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması » başlığı altında ve genel sınırlama nedenlerini belirleyen 13. Maddesinin birinci fıkrasına göre « temel hak ve hürriyetler, …. kamu yararının, … korunması amacı ile…., Anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olarak kanunla sınırlanabilir. » Bu « genel sınırlama nedeni »nden ayrı olarak, yine Anayasa’nın mülkiyet hakkına ilişkin 35. Maddesinin ikinci fıkrası, « Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabilir. » biçiminde bir « özel sınırlama nedeni »ni de içermektedir. Bu nedenle, noterlerce harçsız tasdik olunan kooperatif ana sözleşmesinden suret çıkarılması halinde, harç alınması gerekir. Maddesinin (b) fıkrasındaki muafiyet hükmü kooperatiflerin ana sözleşmelerinin noterlerce tasdikinden doğan harca münhasır olup, tasdik olunan ana sözleşmeden suret çıkarılması işleminden doğan harçla bir ilgisi, bulunmamaktadır.

2- Bu sözleşmede yer alan kiraya verme taahhüdü dolayısıyla tahsil edilmesi gereken damga vergisi, ödenmesi öngörülen kira bedelleri toplamı üzerinden, 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa ekli (1) sayılı Tablonun « Akitlerle ilgili kağıtlar” başlıklı bölümünün A/l inci fıkrasında yer alan, binde 9,48 oranında tahsil edilecektir. Kamulaştırılan taşınmaz üzerinde malikin hukukî ilişkisinin ortadan kalkması, kamulaştırma hukukunun ilkelerindendir. İtiraz konusu maddede kamulaştırmadan ve üzerinde tesisat yapılacak taşınmaz mal mülkiyetinin idareye geçeceğinden söz edilmemiştir. Bu kural uyarınca araziden tesisat geçirilmesi halinde, malikin mülkiyet hakkı devam etmektedir. İdarenin anılan maddeye dayanılarak tesisat yapması, hukuk açısından bir kamulaştırmayı veya idarî irtifak hakkı kurmayı zorunlu kılacak nitelikte değildir. Öte yandan, taşınmaz mal üzerinde telgraf ve telefon tesisatı yapma yetkisi, malikin kullanma ve yararlanma haklarının saklı tutulması koşuluyla sınırlandırdığından, söz konusu hükümle, idareye taşınmaz mallara kamulaştırmasız elatma yetkisi tanındığı biçiminde değerlendirilemez. Yapılacak tesisat ile malikin kullanma ve yararlanma haklarının engelleneceği anlaşılan durumlarda ise, taşınmazın tümünün ya da bir bölümünün kamulaştırılması veya taşınmaz üzerinde idarî irtifak kurulması gerekir. Kaldı ki, PTT tarafından kişilerin arazilerine tesisat yapılması ya da yapılan tesisat ile mülk sahibinin, kullanma, yararlanma olanaklarının ortadan kaldırılması durumunda malikin yargıya başvurabileceği açıktır.

Maddesi uyarınca PTT gerekli olanağı sağlamakla yükümlüdür. Eldeki davada ,telefon direği dikilmek suretiyle taşınmazın arzına müdahale edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Elatma tarihinde yürürlükte bulunan 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu’nun 12 ve 14. Maddelerine göre, davalı Türk Telekom A.Ş’nin kullanımına engel olmayacak şekilde araziden kablo geçirme hakkı mevcuttur. Hazineye Ait Taşınmazların Ön İzin İrtifak ve Kullanım İzni Sözleşmelerinden sözleşme süresi karşılığı ödenecek bedelin üzerinden, bu sözleşmelerin süresinin uzatılması sebebiyle düzenlenen sözleşmelerden de uzatılan süre karşılığı ödenecek bedel toplamından alınacak damga vergisi nispeti binde 9,48 olarak düzenlenmiştir. 2- İşlemlerin noterlikte düzenlenmesi veya tasdiki sırasında Karayolları Genel Müdürlüğünün imzasına tekabül eden harç alınmayacak, işleme ait harç, işlemin karşı tarafı itibariyle tek imza üzerinden tahsil edilecektir. Hâlbuki Yargıtay içtihatlarında ecrimisil nitelendirmesinde bulunularak varsa zararın tazminine karar verileceği kabul edilmiştir (bkz. §§ 34-36). Dahası Anayasa Mahkemesinin norm denetimi kararında da 406 sayılı mülga Kanun’un 14. Taşınmaz üzerinde irtifak tesis edilmesi gibi taşınmazın değerini azaltan her türlü müdahalede kamu yararı ile bireysel yarar arasındaki denge, kural olarak malikin ekonomik kayıpları telafi edilmek suretiyle sağlanabilir. Diğer bir ifadeyle, taşınmaz üzerinde kamu irtifakı kurulması yoluyla gerçekleştirilen müdahalenin ölçülülüğünden söz edilebilmesi için malike ekonomik kayıpları karşılığında uygun bir tazminatın ödenmesi gerekmektedir. Aksi takdirde malikin katlanmak zorunda olduğu külfet yönünden bir dengesizlik doğacak ve bu durum mülkiyet hakkına müdahaleyi ölçüsüz kılacaktır. Maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hak olarak düzenlenmemiş, kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlandırılabileceği öngörülmüştür.

Teleferik ve benzeri ulaşım hatları, her türlü köprü, metro ve benzeri raylı taşıma sistemleri yapılmasında kamu yararı bulunduğu hususunda tereddüt bulunmadığından bu tür yatırımların yapılması amacıyla mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin meşru bir amaca dayandığı anlaşılmaktadır. Ancak bu amaçla yapılan müdahalenin Anayasa’nın 13. Maddesinde düzenlenen ilkelere uygun olması gerekmektedir. Buna göre mülkiyet hakkına yönelik sınırlamalar, demokratik toplum gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz. Ölçülülük ilkesi, amaç ve araç arasında hakkaniyete uygun bir dengenin bulunması gereğini ifade eder. İtiraz yoluyla iptal istemine konu edilen 406. Maddesi ise, PTT yönetimince yerine getirilecek ve kuşkusuz birer kamu hizmeti olan telgraf ve telefon tesisatı için mülkiyet hakkına müdahale yetkisi karşılığında rayiç bedel ödenmesi ya da malikle uzlaşma yöntemine başvurulması olanağını içermemektedir. Kamu yararına dayalı kamu hizmeti, tek yanlı bir devlet gücüyle karşılanır durumdadır.

Bu itibarla, ilgide kayıtlı yazınız ekinde alınan « Üyelik Taahhütnamesi », « Devir Belgesi » ve « Noter Onaylı Taahhütname » başlıklı kağıtların, 492 sayılı Harçlar Kanununun 42 nci maddesinde sayılan menkul ve gayrimenkul mallar hakkında alım, satım, taahhüt ve rehinle ilgili mukavele, senet ve kağıt olmadığı anlaşılmıştır. Bu kağıtlarda belli bir değerin yer alması halinde bu değer üzerinden 492 sayılı Kanuna bağlı (2) sayılı tarifenin I-1 inci maddesi gereğince nispi harca; belli bir değerin yer almaması halinde ise, aynı tarifenin II-1 inci maddesi gereğince maktu harca tabi tutulması gerekmektedir. Gelir İdaresi Başkanlığı görüşünde, söz konusu kağıtların belli parayı ihtiva etmesi durumunda nispi harç ve damga vergisine tabi tutulması gerektiği bildirilmiş olmakla birlikte, görüşte ödenmesi öngörülen giriş aidatı ve yıllık aidatın bu kağıtlarda yazılı belli para olup olmadığı hususuna değinilmemiştir. Merkezi yurtdışında bulunan bir bankanın Türkiye’de şubesinin açılacağı ve şubesinin sermayesinin miktarı beyan edilmektedir. Bu amaçla düzenlenen kağıdın herhangi bir taahhüdü içermediği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, söz konusu belgenin beyanname olarak mütalaa .edilmesi ve 492 sayılı Kanuna bağlı (2) sayılı tarifenin II/1 pozisyonu gereğince maktu harca tabi tutulması gerekmektedir. 2- Ön izin sözleşmesinin 4 üncü maddesinde belirtildiği şekilde ön izin süresinin bilahare uzatılması durumunda, süre uzatımına ilişkin bir kağıt düzenlenmesi ya da sözleşmeye şerh konulması halinde, sözleşme değişikliğine ilişkin bu kağıdın veya şerhin ayrıca damga vergisi ve harca tabi tutulması gerekmektedir. İş yeri kira sözleşmelerinde, stopajın kiracıya ait olduğunun açıkça belirtildiği durumlarda, kira bedelinin brüt tutarının hesabedilerek bulunacak değer üzerinden nispi damga vergisi ve harç tahsilatı yapılması gerektiği anlaşılmaktadır. Öte yandan, 6306 sayılı Kanunla, Kanun kapsamında yer alan hak sahibi maliklerle yapılacak işlemlere yönelik istisna öngörülmektedir.